Irak taşımacılığının tarihsel süreç içerisinde nasıl bir gelişim gösterdiğini anlamak için, artan iletişimi ve yapılan kara yollarını dikkate almak gerekir. Yaklaşık 370 km’lik sınır hattına sahip olduğumuz Irak’a yapılan taşımacılık faaliyetleri, zaman zaman kesilse de yukarı yönlü bir ivme göstermektedir. Bölgede yaşanan savaş ve çatışma ortamı, Irak taşımacılığının önündeki en büyük engel olarak ortaya çıkmaktadır.




Irak Taşımacılığı ve Türkiye Karayollarının Gelişimi

Birinci Dünya Savaşı’nın sonrasında İngiliz hakimiyetine giren Irak 1932’de bağımsızlığını kazandı. 1937 yılında İran’ın da katıldığı 3’lü zirvede Sadabat Paktı imzalandı. Bu pakta göre İran, Irak ve Türkiye birbirlerinin ülke sınırlarına saygı duyacak ve bölgede birlikte hareket edeceklerdi. Böylelikle, ülkeler arası ticaretin gelişmesi için ihtiyaç duyulan barış ve huzur ortamı da sağlanmış oldu. Ancak savaştan yeni çıkmış ve kendini toplamaya çalışan, bir yandan da yeni bir işgal tehlikesine karşı kendini korumak zorunda olan Türkiye Cumhuriyeti’nin elinde; Osmanlı’dan devraldığı 18.335 km’lik bir yol ağı vardı. Hem bakımsız hem de ulaşım ihtiyacını karşılamakta sınırlı kalan bu yol ağının geliştirilmesi için bir çalışma içerisine girildi. Motorlu araçların sınırlı sayıda olması ve maddi imkânların yetersizliği nedeniyle, yol yapım çalışmaları demir yollarını tamamlayıcı olacak şekilde sınırlandırıldı. Yine de 1938 yılına gelindiğinde 40.235 km’ye varan kara yolu uzunluğuna ulaşılmıştı. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, Marshall Yardımları ile tarımda traktörü kullanmaya başlayan Türkiye; 1960’larda kara yolu uzunluğunu 61. 452 km’ye çıkarırken motorlu araç sayısını da 114.208’e yükseltti. 1973-1985 yılları arasında Boğaziçi Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün faaliyete geçmesiyle Türkiye, Asya-Avrupa-Ortadoğu arasında geçiş merkezi hâline geldi. 2017 yılı itibariyle 70.000 km kara yolu ağı tamamlandı. Köy yollarıyla birlikte, kara yollarının yaklaşık 400.000 km’ye ulaştığını söyleyebiliriz. Irak taşımacılığı 1980’li yıllarda ivme yakaladı. Çünkü o yıllarda otoyol yapımına hız verildi ve dışa dönük ihracata dayalı bir ekonomi anlayışına geçildi. 1980’de başlayan ve neredeyse 8 yıl süren İran-Irak Savaşı, Irak taşımacılığını zora soksa da Türk müteahhitleri bölgede birçok yapı inşa etti. Sonrasında 1990’lı yıllarda Kuveyt’i işgal girişimleri nedeniyle Irak’a uluslararası ambargo uygulandı. Irak artık sınırlı miktarda petrol üretecek ve bunun karşılığında da gıda gibi maddeleri dışardan tedarik edebilecekti. Irak ekonomisi petrole dayalıdır ve diğer her şey konusunda dışarıya bağımlıdır. Irak halkının beslenme ve barınma gibi temel ihtiyaçlarının karşılanabilmesi noktasında, Türkiye her zaman ilk sırada yerini almıştır. 2003 yılında, ABD’nin müdahalesiyle Irak’a uygulanan ambargo kaldırıldı. Irak’ın yeniden yapılandırma sürecinde özellikle gıda ve yapı malzemelerinin tedariki konusunda Türkiye aktif rol aldı. 2019 yılında Irak’ın ithal ettiği ürünlerin %18’ini Türkiye ihraç etmiştir. Pandemi nedeniyle Irak taşımacılığında kesintiler meydana gelmiş olsa da Habur Sınır Kapısı’nın tekrar açılmasıyla ticari faaliyetler başlamıştır.